Öyle de bir sevdim ki efendim, öyle de bir sevilir ancak. Sevgimi yüceltiyor değilim elbette. Ki benden fazla seven binlercesi de gelip geçmiştir yeryüzünden. Onu benden çok sevenler de olmuştur muhtemelen, her ne kadar içime oturup beni delirtse de bu durumun ihtimali bile ben realist bir insanım, kabullenmem gerekir ve kabulleniyorum da çaresiz.
Beni sevmedi. Beni sevmediği gibi kimleri kimleri sevmemiştir, beni sevindirse de üzüyor bu durum. Fakat efendim bahsetmek istiyorum, beni seveceğine inandığımdan değil. Beni anlayacağınızı düşünüp dert yakınmak için de değil. Geceden birazcık sarhoşluk var üzerimde, sonra sabaha yakın açıp güzel şarkılar dinledim, bundan ötürü anlatmak istiyor olabilirim. Neyse önemli olan bu değil. İşin özü, öyle de bir anlatmak istiyorum ki dinleyip dinlememeniz umrumda bile değil.
Güzel bir kadındı o, bazen çirkin oluyordu amenna, bazen şişman da oluyordu, şişman olunca da çirkin oluyordu, saçlarını topladığında da çirkindi, ama güzel bir kadındı o. Sonra deli doluydu biraz, aptaldı da aynı zamanda, ama aptalken bile deli doluydu. Gaddardı, gaddar olduğu kadar merhameti de vardı, fakat merhameti bile gaddarcaydı. Melek olduğunu söyleyemezdi insan, şeytan olduğunuysa ispatlayamazdı.
Sonra biz iyi tanıdık birbirimizi. Ben çocuksu bir heyecanla çözümlemeye çalıştım, her şeyini bilip, her şeyine göre hareket etmek istedim. Çocukken babam çok fonksiyonlu bir robot almıştı bana, ben de daha ilk günden robotun her şeyini öğrenebilmek için oyuncağın içini açmış, robotu kullanılamaz hale getirmiştim. Onu da böyle kullanılmaz hale getirdim. Bazen birini tam manasıyla tanımak çok acı veriyor insana. Neye üzüleceğini bilmek neye sevineceğini bilmek. Suçlayamıyor artık kişioğlu muhatabbını, ne yaparsa amenna diyip geçmeyi yeğliyor. Sonra o çok fonksiyonlu robot gibi kullanılamaz hale getiriyor sevdiğini. Sevmek ağır yük amenna, bu konuda herkesin söyleyeceği bir şeyler vardır, buna da amenna. Benim de söyleyecek iki ucuz cümlem var. Bizim birbirimizi tanımamız da biraz öyle oldu işte. Her şeyini ezberleyip zihnime kaydettim onun.
Sonra ne mi oldu? Şu oldu sonra: bitti. Sonu olan her şey gibi, sonu olan her şey gibi, sonu olan her şey gibi... Bu cümleyi dilime takıp sokaklarda saatlerce dolanmak istiyorum. Hem de çıplak, sokaklarda saatlerce dolanmak istiyorum, sonu olmayan bir dolanmak. İşin özü öyle de bir sevdim ki efendim, içim feveran etse de susmayı öğrendim. Sonu olan her şey gibi konuşmak fiili de sona ermişti artık benim için, 0na dair, hayata dair, her şeye dair. Öyle de bir sevdim ki efendim, sonunda ben de tükendim. Sonu olan her şey gibi.

Yorumlar
Yorum Gönder